|


Yıllarca önce açtığı 50 kişilik cep tiyatrosu ile sanat yaşamına
başlayan Dormen, şimdi de 100 kişilik bir cep tiyatrosu açıyor
Yıllarca önce açtığı 50 kişilik cep tiyatrosu ile sanat yaşamına
başlayan Dormen, şimdi de 100 kişilik bir cep tiyatrosu açıyor.
Öğrencileri ise "Onun gibi bir hoca ile çalışmak, gerçek
bir mutluluktur" diye konuşuyor.
Haldun Dormen'i iyi tanıyanlar "cep"
sözcüğünün onun için ne anlam taşıdığını iyi bilirler. O,
Amerika'daki tiyatro eğitimini bitirip Türkiye'ye döndükten
sonra Beyoğlu'nda elli kişilik Cep Tiyatrosu'nu açmıştı.
Küçük sahneye geçerken "Cep"ini kaybeden Haldun,
o yıllardan beri o "Cep"in özlemiyle yaşadı. Bundan
sonra yüz kişilik "Cep" teki oyunlarını, yakında
Profilo'nun eski kabare salonunda izlemeye başlayacağız.
Haldun'un hayalleri sadece Cep Tiyatrosu ile sınırlı değil,
istediği gibi bir tiyatro binası hiçbir zaman olmadı. Ama
o "Maalesef, Türkiye'de kimsede yok" diyerek kendi
kendini teselli eder.
HERKESİ TESELLİ ETTİ
Yıllarca sayısız eserin oynandığı Küçüksahne'nin acımasızca
elinden alındığı geceyi hiç unutmam... O tiyatroda çalışan
herkes ağlarken, Haldun herkesi tek tek teselli ediyordu.
Hayattaki en yakın arkadaşı, ebedi bankacımız Hamid Belli,
kapanan perdeye başını sokup hıçkırarak ağlarken, Haldun gülebiliyordu.
Haldun'a "O gece moral vermek için mi hiç üzüntülü gözükmüyordun?"
diye sormuştum.
Beni hâlâ ürperten soğukkanlılığıyla "Ben arkama bakmam.
O gece ışıkları son defa kapatıp eve geldim ve yatıp uyudum"
demişti.
YENİ YETENEKLER AKADEMİDE DOĞACAK
Haldun'un o gece uyuduğuna asla hâlâ inanmıyorum.
aldun, ikinci rüyası olan
Tiyatro Akademisi'ni Fatih Aksoy'la kurdu. Med Yapım adını
verdikleri bu akademide, tiyatro, televizyon ve sinema oyunculuğu,
sahne tekniği, diksiyon, vücut dili, ses eğitimi, yönetmenlik
eğitiminin yanı sıra başarılı öğrencilere Med Yapım'ın yapıtlarında
iş olanakları sağlıyor. Kendi sahalarında, Tijen Par,
Yıldız Tumbul, Şebnem Sönmez, Fatih Aksoy, Meltem Kayalı gibi
sanatçıların ders vereceği Tiyatro Akademisi'ne başvuranların
sayısı kabarık... Bu da gençliğin sanata olan sevgisinin göstergesi.
Senaryo yazımı kurslarına da ilgi o kadar çökmüş ki, bana
kalırsa Tiyatro Akademisi yetkililerinin daha büyük bir villaya
taşınmasına şaşmamalı...
GECENİN ONUR KONUKLARI SEYİRCİYİ MEST ETTİ
Açıkhava'daki gecenin en dramatik ve duygusal dakikalarını
Suna Pekuysal'la yaşadık. Geçirdiği kazadan sonra çok zor
yürüyebilen bu mucize insanın kanto gösterisi müthiş alkışlandı.
Gece biterken yanına gittim, Suna Pekuysal ağlıyordu. Yoğun
sevginin de insanı ağlatması ne hoş... Uzun süredir klasik
müzik şarkılarını özlediğimiz Muazzez Abacı gecenin onur konukları
arasındaydı. Onun caz şarkısını değme Amerikan cazcılarına
taş çıkartarak söylemesi nefis bir sürprizdi. Diğer onur konuğu
Ömür Göksel'in söylediği eski bir Amerikan şarkısı da dinleyicileri
ayağa kaldırdı.
ON PARMAĞINDA ON MARİFET
Artık bir klasik olan "Hisseli Harikalar Kumpanyası",
"Geceye Selam", "Yolun Yarısı", "Günaydın
Mr. Weill", "Kantocu" gibi oyunları kaleme
alan Haldun Dormen'in, "Sürç'ü Lisan Ettikse", "Antrakt",
"Olmak ya da Olmak", "İkinci Perde" gibi
kitaplarını yazmak için nerede, nasıl vakit bulduğuna bir
türlü akıl erdi-mem. En az on üç müzikali de sahneye koyan
Haldun, yıllık seyahatlerinden asla vazgeçemez. Ama on beş
günden fazla yurt dışında kalmaktan da hoşlanmaz. Dormen'in
Şile'deki ve Maçka'daki evlerinin kapısı arkadaşlarına daima
açıktır.
Kısa bir süre önce ellinci meslek yılı TİM'de kutlanan Haldun'un
yakın arkadaşları -bendeniz de dahil-ağlarken o bizi hem azarlıyor,
hem de halimize gülüyordu.
Eski ve yeni gelinini (Ayşe Arman olduğunu bilmeyen yoktur)
ne kadar severse iki torununa da aynı muhabbeti gösteren Haldun,
ilk ve son eşi Betül Mardin'le de iyi arkadaştır.
HALDUN'LA O KADAR ÇOK ANIMIZ VARKİ,BU BİRİ..
Akademiyi ziyaret ettiğim gün Haldun'un öğrencilerine açıkladığı
bir sırrı ebediyen saklayacaktım. Ama o anlatmaya başlayınca
hep birlikte güldük. "Bir gün" dedi, "arkadaşlarla
Taksim'de tramvaydaydık. 'Bak, bak Leyla Umar geçiyor' dediler.
Tramvayın hızına aldırmadan onu görmek için öyle bir eğildim
ki, burnumun üstüne kapaklandım..."
Şimdi, aklınızdan neler geçebileceğini tahmin ediyorum; yanılıyorsunuz.
Kapaklandığı günden beri son derece yakın dost olduk. Bugün
aynı yaştayız. Tanrı'nın ikimizi aynı günde yanına almasını
temenni ederim. Çünkü biliyorum ki, hangimiz önden gitsek,
arkada kalan çok acı çekecek.
LEYLA UMAR
|